GTE Carbon ve ERM 9 Ocak 2013 tarihinde bir Su Ayakizi Hesaplama Webineri düzenledi.

9 Ocak 2013 tarihinde gerçekleştirilen su ayakizi webinerine ilgi yoğundu.  Internet ve telekonferans bağlantısı ile seyahat gerektirmeden gerçekleştirilen etkinlikte, GTE Carbon’da Projeler Müdürü olarak görev yapmakta olan Zeren Erik’in yaptığı açılış konuşmasından sonra Türkiye ve İngiltere’den konusunda uzman konuşmacılar yer aldı.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Su Verimliliği Araştırma ve Su Teknolojisi Şubesi görevini icra etmekte olan Selçuk Çoşkun’un istatistiki bilgilere dayanarak Türkiye’de su kaynaklarının durumu ve Bakanlık faaliyetleri ile ilgili bilgiler verdi. Falkenmark ve Shiklomanov sınıflandırmasına göre suyun az ya da su baskının olduğu ülkeler kategorisinde yer alan Türkiye’de ortalama su miktarı yaklaşık 1.600 m3/kişi/yıl. Türkiye’de akış miktarı ile nüfus yoğunluğu arasındaki dengesizliğe dikkat çekerek, nüfusun %28’ini barındıran Marmara Havzası’nın, Türkiye’deki akışın sadece %4’üne sahip olduğunu belirtti.

Karbon Saydamlık Projesi (CDP)- Su Birimi Başkanı olan Cate Lamb, özellikle hammadde tedariğinin ve üretimin kesintiye uğraması ve daha maliyetli bir hale gelmesi, su kalitesinin azalması ve yasal yaptırımların artması sebebi ile suyun özel sektör için iklim değişikliği kadar önemli bir konu olduğunu belirtti. Sürdürülebilir su yönetimi konusunda firmaların daha hızlı adımlar atması gerektiğini vurgulayan Lamb, dünyanın farklı yerlerinden gerek kuraklık gerekse yağış artışı sebebi ile zorluklarla karşılaşan firmalardan örnek verdi. Geçen sene $200 milyon dolar mertebelerinde zarara uğrayan firmalar olduğundan bahseden Lamb, sürdürülebilir su yönetimi konusunda kamu, sivil toplum ve özel sektör işbirliklerinin gerekliliğine dikkat çekti.

Coca-Cola İçecek Kurumsal İlişkiler Yöneticisi, Suna İpek Batu ise dünyada Coca-Coca üretim tesisleri içerisinde su verimliliği konusunda en iyi uygulama örneği olarak öne çıkan Coca-Cola İçecek’in Türkiye’deki tesislerinde 1 litre ürün başına kullanılan su miktarının 2011 yılında 1.42 litre olarak gerçekleştiğini belirtti. Coca-Cola’nın küresel ortalamasının şu anda 2.16 litre olduğu belirten Batu, 2020 için hedeflerinin 1.2 litre olduğu belirtti. İzmir fabrikasının Ağustos ayında 1.01 litre ile küresel olarak en verimli uygulama olduğunu vurguladı.

ERM’de kıdemli danışman olarak görev yapmakta olan Bryan Hartlin ise katılımcıları su ayakizi hesaplamada kullanılan farklı metodolojiler hakkında bilgilendirdi. Tedarik zinciri, kurumsal bazda ya da ürünler için yapılacak su ayakizi çalışmaları arasındaki farklara değinen Hartlin hangi verilere ihtiyaç olduğu hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

WEBİNER SUNUMLARINI GÖRMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ : 

Bryan Hartlin
Cate Lamb
Selcuk Coskun
Suna Ipek Batu
Zeren Erik 

Yaşar Holding 2020 yılına kadar emisyonlarını %15 azaltma hedefi belirledi.

2012 yılında GTE Danışmanlık ve ERM tarafından karbon ayakizi hesaplanan Yaşar Grubu şirketleri 2020 yılında birim üretim başına emisyonlarını 15% azaltma hedefi aldı. Bu hedefle Yaşar Grubu emisyon azaltım taahhüdü alan ilk yerli firma oldu.

3 Ocak 2012’de Çeşme Altın Yunus Otel’de Yaşar Grubu Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı, İcra Başkanı Dr. Mehmet Aktaş ve tüm Yaşar Grubu üst düzey yöneticilerinin katılımı ile açılış toplantısı yapılan Yaşar Grubu şirketlerinin karbon ayakizinin hesaplanması projesi Ocak-Mayıs 2012 tarihleri arasında başarı ile tamamlandı.

Çalışmaya dahil edilen Pınar Süt, Pınar Et, Pınar Su, Dyo Boya, Dyo Matbaa, Viking Kağıt, Desa Enerji, Çeşme Altın Yunus Otel, Yaşar Birleşik Pazarlama ve Çamlı Yem Besicilik firmalarının karbon ayakizi GTE ve ERM tarafından hesaplanmış ve her firma için karbon azaltım yol haritası dahilinde emisyon azaltıcı önlemler belirlenmiştir.

Bu çalışmanın sonucunda Yaşar Grubu şirketleri 2020 yılında birim üretim başına emisyonlarını 15% azaltma hedefi almış ve bu hedefle emisyon azaltım taahhüdü alan ilk yerli firma olmuştur.

Yaşar Grubu Sürdürülebilirlike Raporu’na ulaşmak için: http://www.yasar.com.tr/pdf/yasar_2011_surdurulebilirlik_raporu.pdf

Kyoto Protokolü kurtuldu mu?

26 Kasım-8 Aralık 2012 tarihleri arasında düzenlenen Taraflar Konferansı COP-18’de Avrupa Birliği, Avusturalya’nın uğraşları ile Kyoto Protokolü 2. yükümlülük dönemi ile devam ederken 2015’te karara bağlanması beklenen post-Kyoto rejimi için müzakere süreci ana hattı ile belli oldu.

Her zaman olduğu gibi, ilk haftası yavaş geçen COP-18’de, kalkınmış ülkelerin iklim finansmanı konusunda somut taahhütler vermemesi ile özellikle Rusya’nın 2008-2012 yılları arasında elde edilen ancak satılamayan AAU’ları (Ortak Uygulama mekanizması kredileri, Assigned Amount Units) yeni dönemde kullanmak istemesi ve başta AB’nin kendi emisyon azaltım taahhütlerini karşılamak için AAU’ları almayacağını açıklaması müzakerelerin kilitlenme noktasına gelmesine sebep oldu.

Rusya, Kanada, Yeni Zelanda ve Japonya’nın çekilmesine rağmen, Avusturalya ve Avrupa Birliği’nin kararlılığı sayesinde Ek-1 üyesi 38 ülke ile 1 Ocak 2013’ten itibaren Kyoto Protokolü’nün 2. Yükümlülük dönemi ile devam etmesi kararlaştırıldı. Yeni dönemde bu hali ile küresel emisyonların sadece %15’lik bir kısmı kapsanmış olacak. Kyoto Protokolü’nün devam etmesi yönünde alınan karar sevindirici olarak değerlendirilse de, az gelişmiş ülkelerin, gelişmiş ülkelerin emisyonlarının 2017’ye kadar 1990 yılı emisyonlarından %33 azaltım yapmaları önerisinin reddedilmesi hayal kırıklığı yarattı. 2. yükümlülük dönemine katılan ülkeler azaltım taahhütlerini 2014’e kadar UNFCCC Sekreteryası’na iletmek durumundalar. Azaltım taahhüdü almayan ve 2. yükümlülük döneme katılmayan ülkeler Kyoto Protokolü’nün esneklik mekanizmalarından faydalanamayacaklar. Ancak, bu süreçte mekanizmalara katılım nasıl genişletilebilir önümüzdeki toplantılarda tartışılmaya devam edecek.

Toplantı sonrasında, Kyoto Protokolü’nün 2. yükümlülük döneminin kapsadığı coğrafya ve emisyonlardaki daralma göz önüne alındığında, ne derece “Kyoto Protokolü kurtuldu” demek mümkün, tartışmalar devam ediyor. Ülkeler anlaşamaya dursunlar, iklim değişikliği bilim insanları tarafından tahmin edilenden daha hızlı bir şekilde etkisini arttırırken, küresel emisyonlar, dünyamız için güvenli olarak tabir edilen ortalama 2 derecelik sıcaklık artışını sağlamaktan çok uzak bir şekilde artıyor ve artmaya da devam edecek. Hükümetlerdeki bu durağanlık ise yerel yönetimlerin ve özel sektörün iklim ile ilgili konularda daha çok ön plana çıkmalarına ve hükümetleri eyleme çağırmalarında etkili oluyor.

Başlıca Doha Çıktıları

  • Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hepsini kapsayacak şekilde 2020 yılı sonrasında yürürlüğe girmesi planlanan yeni iklim anlaşmasının Mayıs 2015’e kadar tamamlanması COP 17’de kararlaştırılmıştı; COP 18’de yinelendi.
  • 1 Ocak 2013’te başlayıp 2020 yılının sonuna kadar devam edecek olan Kyoto Protokolü’nin 2. Yükümlülük dönemi ile devam etmesi kararlaştırıldı.
  • 2006’dan bu yana ayrı olarak devam eden adhoc working group on long-term co-operative action (AWG-LCA) ve adhoc working group on Kyoto Protocol (AWG- KP) müzakere kulvarları birleştirildi. Bundan sonra müzakerele adhoc working group on Durban platform for enhanced action (ADP) adı altında tek bir elden yürüyecek.
  • UNFCCC altında yeni esneklik mekanizmalarının oluşturulması için çalışma programı başlatıldı.
  • Ülkeler tarafıdan kurulan ve ülkeler arası ikili anlaşmalar  ile işleyen karbon piyaları gibi UNFCCC dışında oluşturulan mekanizmaların tanınması  için bir çerçeve program geliştirilmesi yönünde çalışma programı başlatıldı.
  • Az gelişmiş ülkelerin zarar ve kayıplarının telafisi için bir fon oluşturulması kararlaştırıldı. Finansman talep eden Az Gelişmiş Ülkeler için “Ulusal Olarak Uygun Azaltım Planlarının” kayıt altına alınabileceği bir system oluşturuldu.

Karbon Piyasalarında Son Durum

Doha görüşmeleri öncesinde rekor seviyelere gerileyen AB Emisyon Ticaret Sistemi EUA fiyatı ile “Temiz Kalkınma Mekanizması” sertifikaları olan CER fiyatları, Doha’da da piyasaya yönelik belirsizliklerin giderilmemesi sebebi ile düşüş halindeki seyrini devam ettiriyor. EUA’lar Aralık ayını €7.5/ton CO2 seviyelerinden kapatırken, CER fiyatları €1’nun altına indi.
Gönüllü piyasalarda da durum farklı değil. Gold Standard sertifikalarının satış fiyatı €4’nun altına inerken, VCS için fiyatlar €0.5-1 seviyelerinde seyrediyor. 2020 sonrasındaki iklim rejiminin kararlaştırılmasının beklendiği 2015’e kadar içeride piyasayı canlandıracak bir gelişme olmadığı sürece piyasaların bu şekilde devam edeceğini öngörebiliriz.

 

 

İklim Değişikliği ve Karbon Yönetimi Derneği, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın kurumsal karbon ayakizini hesapladı.

Çalışma, İklim Değişikliği ve Karbon Yönetimi Derneği tarafından Bakanlığın 2010 yılı kurumsal karbon ayakizini hesaplamak amacıyla gönüllü olarak yürütüldü. GTE Carbon, projeye Dernek adına veri toplama, hesaplama ve raporlama aşamalarında katkılarda bulundu.[:en]Association for Climate Change and Carbon Management quantified the corporate carbon emissions of the Ministry of Environment and Forest.

The study was voluntarily undertaken by the Association for Climate Change and Carbon Management for the Ministriy’s 2010 corporate emissions. GTE Carbon contributed in the project on behalf of the Association. The results of the project were also volunatilry verfied by Bureau Veritas.

 

GTE Carbon ve ERM, 1 Nisan 2012 tarihinde karbon yönetimi konulu bir konferans düzenledi

Karbon Ayakizi Çalıştayı’na büyük ilgi

1 Nisan 2011 tarihinde İngiltere Büyükelçiliği, Global Tan Enerji (GTE) ve İngiliz çevre danışmanlık firması Environmental Resources Management (ERM) tarafından İngiltere Başkonsolosluğu’nda düzenlenen Karbon Ayakizi Çalıştayı’nda iş dünyası, sanayi, sivil toplum örgütleri, finans kuruluşları ve kamudan temsilciler bir araya geldi. GTE ve ERM uzmanlarının yanı sıra, Türkiye’de karbon ayakizi ve enerji yönetimi hakkında çalışmalar yapan lider firmaların da deneyimlerinin aktarıldığı çalıştayın açılış konuşması Başkonsolos Yardımcısı Sarah Mooney tarafından yapıldı.

Etkinlik programına ulaşmak için lütfen tıklayınız.
Etkinlik fotoğraflarına ulaşmak için lütfen tıklayınız.

PANEL 1: Neden Karbon Ayakizi? Karbon Yönetiminin Getirileri Nelerdir?

Özet
Firmaların hedefleri doğrultusunda geliştirecekleri sera gazı envanterleri ve karbon azaltım stratejilerinin sağlayacağı faydalar şu şekilde özetlenebilir:
-Maliyet ve emisyon azaltımı sağlayan projelerin belirlenmesi
-Marka değerinin yükselmesi ve markanın farklılaştırılması
-Yatırımcılar, müşteriler ve diğer paydaşlar ile daha iyi ilişkiler
-Tedarik zincirinin daha etkin yönetimi
-Yenilikçi/ inovatif uygulamaların hayata geçirilmesi
-Karbon Saydamlık, Sürdürülebilirlik Endeksi gibi farklı raporlamalara katılım
-Küresel çapta diğer firmalar ile bilgi alışverişi sağlama

Panel 1 Sunumlar:
M. Kemal Demirkol, Direktör, GTE
Karbon Yönetiminin İş Dünyasına Yansımaları

Simon Aumônier, Ortak, ERM
Küresel Trendler ve İyi Uygulamalar

Deniz Çalışkan, Çevre Yönetim Sistemi Şefi, THY A.O.
THY A.O’nun Seragazı Envanter Çalışmaları

Cüneyt Güven, Mühendislik Müdürü, TESCO-KIPA
TESCO-KİPA’nın Düşük Karbon Uygulamaları
Panel 2: Ayakizi Hesaplama Yöntemleri ve Karbonun Ötesine Geçmek

Özet
Karbon ayakizi geliştirmede izlenebilecek yol haritası:
-İhtiyaçlarınızı ve/ya zornluluklarınızı belirleyin: yasal yükümlülükler, raporlama gereklilikleri, daha iyi halkla ilişkiler…?
-Saha ve ürünle ilgili olan yaklaşımlarınızı bütünleştirin ve dengeleyin
-Kurumsal ya da direk ayakizinizle başayın- kaliyeti zamanla iyileştirin
-Direk olmayan ayakizinizi yukrıdan aşağı bir şekilde değerlendirin- büyük emisyon noktalarını ve fırsatları tespit edin
-Varolan ya da oluşan veriyi kullanın
– Esnek veri setini koruyun ve geliştirin

Su ayakizinin önemi:
– Artan su ihityacı iş yapma pratiklerinize olumsuz bir şekilde yansıyabilir
– Yetersiz su temini operasyonlarda kesintiye sebep olabilir
– Azalan su kalitesi firma maliyetlerini arttırabilir
– Enerji ve su arasında güçlü bir bağ vardır
– Atılması gereken ilk adım su ile ilgili operasyonlara ve tedarik zincirini etkileyebilecek risk ve fırsatları belirlemek ve bir yönetim planı oluşturmak

Panel 2 Sunumlar:
Simon Aumônier, Ortak, ERM

Kurumsal ve Ürün Ayakizi Hasaplama Metodolojileri ve Karbon Etiketlemesi
ve
Karbonun Ötesine Geçmek: Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ve Sürdürülebilirlik Ayakizleri

Bryan Hartlin, Kıdemli Danışman, ERM
Su Ayakizi- Mevcut Trendler, Sektör Liderleri ve İyi Uygulamalar

Alper Yılmaz, Fabrika Bakım Direktörü, PepsiCo Frito Lay Türkiye
Fabrikalarda Çevresel Sürdürülebilirlik Faaliyetleri

Özel Oturum: Emisyon Azaltım Projelerinin Finansmanı

Özet
Avrupa Yatırım Bankası Finansman Şartları:
-Çevresel Etki Değerlendirme çalışması
-Şeffaf ve yarışmacı satın alımlar
-Tarifelerde hükümet desteği
-Güçlü spomsor desteği
-Proje finansmanı için etkin bir yasal çerçeve

TURSEFF- Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilir Enerji Kredisi
-Enerji verimliliğine yatırılan her US$ 1, US$ 2’lık arz yatırım kaydeder.
-İşletmelere kredi olarak sağlanan destek kapsamında ücretsiz teknik destek paketi mevcuttur
-Ticari enerji verimliliği kredileri, Yenilenebilir enerji kredileri, Ticari yapı ve konut sektörleri için enerji verimliliği / yenilenebilir enerji kredileri,Enerji ve Tedarikçi Kredileri sağlamaktadır.

TTGV Destekleri:
– “Teknolojik ürün” ve “teknolojik proses (üretim yöntemi) inovasyonu”
– İleri Teknoloji Geliştirme Projeleri (İTEP) Desteği
– Enerji verimliliği destekleri
– Temiz Üretim Destekleri
– Yenilenebilir enerji
– Çevre destekleri

Özel Oturum Sunumlar: 
Alain Terraillon, Türkiye Temsilcisi, Avrupa Yatırım Bankası
Yeşil Kalkınmaya AYB Katkısı

Janna Fortmann, Direktör, TURSEFF
Sürdürülebilir Enerji Projelerinin Finansmanı

Ferda Ulutaş, Çevre Projeleri Koordinatörü, TTGV
Çevre Destekleri ve Sürdürülebilirlik Faaliyetleri